Birlikte Yaşa, Yalnız Öl
Yıllardır "ha bugün ha yarın başlarım" deyip ertelediğim, zamanında 2-3 bölüm izleyip kenara attığım
Lost 'a yaklaşık iki hafta önce şeytana uyup adamakıllı başladım. Sonuç? Son 2 haftadır ne uyku düzenim kaldı ne sosyal hayatım, resmen ada hayatı yaşıyorum evde.
Yıllarca sağdan soldan adını duyardım da abartıldığını düşünürdüm açıkçası. Ama işin içine girince durum çok başkaymış. Daha ilk dakikalardan öyle bir kaosun ve atmosferin içine çekiyor ki, klasik bir kaza hikayesi izleyeceğini sanırken adada bir şeylerin ters gittiğini anladığın o ilk anlarda insanın tüyleri diken diken oluyor.
Bu iki haftalık maratonda en çok hoşuma giden şey gizemlerden ziyade karakterlerin işlenişi oldu. Herkesin geçmişine dair bir sırrı, sırtında taşıdığı bir yükü var. Bir bölümde çok gıcık olduğun bir insana birkaç bölüm sonra bambaşka gözle bakmaya başlıyorsun, ön yargılarını tek tek yıkarak ilerliyor dizi. Herkesin kendi iç savaşı adadaki hayatta kalma mücadelesiyle öyle güzel birleşmiş ki kime üzüleceğini, kime güveneceğini şaşırıyorsun.
Günde 4-5 bölüm devire devire izlerken şeyi çok net anladım; bu dizi zamanında haftalık yayınlanırken millet nasıl kafayı yemeden beklemiş cidden hayret. Bölüm finallerini öyle yerlerde kesiyorlar ki "hadi son bir bölüm daha" diye diye sabahın körünü görüyorsun, kapatıp uyumak imkansız hale geliyor.
Yıllardır dizinin sonuyla ilgili iyi-kötü tonla lakırdı dinlemiştim, hatta beklentimi bayağı düşürmüştüm. Ama final sahnesi bittiğinde hissettiğim şey kesinlikle bir hayal kırıklığı olmadı; aksine koca bir devrin kapanışının ağırlığı çöktü üstüme.
Benim gibi yıllardır bekletipte izlemeyen ya da bir şans vermeyen varsa kesinlikle şimdi başlasın. Sonra teşekkür edersiniz :) İyi seyirler
Lost 'a yaklaşık iki hafta önce şeytana uyup adamakıllı başladım. Sonuç? Son 2 haftadır ne uyku düzenim kaldı ne sosyal hayatım, resmen ada hayatı yaşıyorum evde.Yıllarca sağdan soldan adını duyardım da abartıldığını düşünürdüm açıkçası. Ama işin içine girince durum çok başkaymış. Daha ilk dakikalardan öyle bir kaosun ve atmosferin içine çekiyor ki, klasik bir kaza hikayesi izleyeceğini sanırken adada bir şeylerin ters gittiğini anladığın o ilk anlarda insanın tüyleri diken diken oluyor.
Bu iki haftalık maratonda en çok hoşuma giden şey gizemlerden ziyade karakterlerin işlenişi oldu. Herkesin geçmişine dair bir sırrı, sırtında taşıdığı bir yükü var. Bir bölümde çok gıcık olduğun bir insana birkaç bölüm sonra bambaşka gözle bakmaya başlıyorsun, ön yargılarını tek tek yıkarak ilerliyor dizi. Herkesin kendi iç savaşı adadaki hayatta kalma mücadelesiyle öyle güzel birleşmiş ki kime üzüleceğini, kime güveneceğini şaşırıyorsun.
Günde 4-5 bölüm devire devire izlerken şeyi çok net anladım; bu dizi zamanında haftalık yayınlanırken millet nasıl kafayı yemeden beklemiş cidden hayret. Bölüm finallerini öyle yerlerde kesiyorlar ki "hadi son bir bölüm daha" diye diye sabahın körünü görüyorsun, kapatıp uyumak imkansız hale geliyor.
Yıllardır dizinin sonuyla ilgili iyi-kötü tonla lakırdı dinlemiştim, hatta beklentimi bayağı düşürmüştüm. Ama final sahnesi bittiğinde hissettiğim şey kesinlikle bir hayal kırıklığı olmadı; aksine koca bir devrin kapanışının ağırlığı çöktü üstüme.
Benim gibi yıllardır bekletipte izlemeyen ya da bir şans vermeyen varsa kesinlikle şimdi başlasın. Sonra teşekkür edersiniz :) İyi seyirler
Lost
Jack Bender
Yorumlar (0)